Hakkımda

Fotoğrafım
İstanbul’da doğan SEVTAP ÇAPAN 1991-1995 yılları arasında MSM (MÜJDAT GEZEN SANAT MERKEZİ)’de oyunculuk bölümünde okumuş ve mezun olmuştur. Son sınıftayken İ.B.B.Ş.T (İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ ŞEHİR TİYATROLARI)’ye girmiş ve profesyonel oyunculuk hayatına başlamıştır.

25 Haziran 2014 Çarşamba

MUHSİN ERTUĞRUL‘A HASRET

Tiyatrodan içeri girdim. Herkes oradaydı bugün. Hem tanıdıktı yüzler hem de değildi, takındıkları halleriyle. Bambaşka bir hava vardı içeride. İnsanlar sohbetlerini hatta gülüşlerini bile sessizce, belli bir ölçüde yapmaktaydı. Tüm aktiristler pek bir özenli giyinmişlerdi. Tüm aktörler de aynı özeni göstermişti elbiselerine. Aktrisler birer hanımefendi, aktörler de tam bir beyefendi gibiydiler. Sadece üstleri başları değildi onları öyle kılan, hareketleri öyle nazik, öyle kibar, öyle inceydi ki. ‘’Bugün önemli bir şey mi vardı unuttuğum ‘’ diye düşündüm. Ne bir küfür uçuşuyordu havada, ne de basit sohbetler ilişiyordu kulağıma. Birbirlerine sevgiyle bakan insanlar görüyordum. Ayşe ile Fatma yan yana oturmuş birbirlerine övgüler yağdırıyordu. Bir an kala kaldım yanlarında. Öyle sıcak, öyle samimi ve içtendiler ki. Daha dün kanlı bıçaklı değiller miydi? Bir rol için birbirlerini kötüleyip durmuyorlar mıydı başkalarına? Onları ne değiştirmişti ki? Ayşe, Fatma’ nın yanından kalkıp Esma’ nın yanına gitti. Onu takip ettim. ‘ Heh!’’  dedim    ‘’Dedikodu başlıyor. ‘’ Esma ile öpüşüp ‘’Fatma ne kadar yetenekli değil mi? Onunla meslektaş olduğumuz için ne kadar övünsek az ’’ deyivermez mi? Yanlarından ayrıldım. Biraz ilerledim, sanki kimse beni görmüyordu, hararetli sanat sohbetlerinde pür dikkat birbirlerini dinleyen kümeler oluşmuştu salonda. Kimileri Türk tiyatrosunu yeniden şekillendirmekten, ama bunu yaparken geleneksel Türk tiyatrosuna olan borcumuzu unutmamak gerekliliğini vurgulayıp, mirasımızın takipçileri olarak yenilikçi olmamızdan söz ediyorlardı. Kimileri ‘’daha evrensel bir dil bulmamız şarttır. Ülkemizin değerli oyuncuları dünya starlarıyla eşdeğerdedir, bunu bütün dünyaya gösterecek bir proje hazırlamalı, itina ile çalışmalıyız. Kendi kültürümüzle bezeli evrensel bir tiyatro dili ‘’ diye konuşuyorlardı hararetle. Kimi tecrübeli oyuncuların etrafını sarmıştı genç oyuncular, bir köşede de. Usta oyunculardan biri nasihatlerde bulunuyordu, genç aktör ve aktrisler de onu can kulağıyla dinliyor, hatta içlerinden bir iki tanesi ellerinde kâğıt kalem not alıyordu. Ne muhteşem bir manzara, durdum ve coşkuyla‘’ Herkese merhaba! ‘’ dedim. Bütün kafalar aynı anda bana dönüp, aynı yönü işaret ederek ‘Şiiiişşşt ‘ dedi. Bir baktım işaret ettikleri yerde bir askılık, askılığın üstünde de şapka ve trençkot asılıydı. Yanındaki odanın kapısı açıldı birden bire.‘’ Ne oluyor? ‘’ demeye kalmadan bir baktım dışarı çıkan, Muhsin Bey! Göz göze geldik. Bana baktı ve gülümsedi. Dedi ki ‘’ Benden sonra tufan olmamış’’
Bu bir rüya mıydı? Gerçek olabilir miydi yoksa?

Keşke gerçek olsaydı!!!

                                                                                       
                                                                    Kitap için notlar Nisan 2013
                                                                                        Sevtap Çapan

9 Nisan 2013 Salı

SAHNE IŞIĞI

''Dünya bir sahne herkes oyuncu'' ise biz oyucular bu oyunun içinde başka bir sahne kurup oyun oynayan bir avuç deli miyiz yoksa?
Neden yetmiyor dünya sahnesindeki oyunculuk bize? Rollerimizi mi beğenmiyoruz? Bir avuç hayalperest miyiz yoksa?
Herkes oyunculuk adına atıp, tutmakta...
Oyuncu susar buna...
Sahnede konuşur...
Er meydanıdır sahne...
Kimileri görmezden gelir yine de...
Oyuncu vazgeçmez.
Yüreğiyle görür gerçekleri, aklıyla biçimlendirir, bedeniyle dillendirir.
Sahne ışıkları altında, en güzel dostlarıyla ' Sahne Perileri ' yle gezinir.
Kim ne derse desin hakkında, ona vız gelir.
Oyuncu dert etmez, etse de öyle görünmez.
Bir iddiadır gider.
'' Ben daha iyi oynardım...''
Bir küçümsemedir gider.
'' Oyunculuk ta neymiş canım? ''
O yüzden değil midir hoşgörüsüz yaklaşımlar?
O yüzden değil midir acımasız yorumlar?
Onca emeğe, alın terine yapılan saygısızlıklar
O yüzden değil midir?
Oyuncu olmayan bilmez
O hayatın içindeki rolüyle sınırlı kalmıştır.
Ama içinde hep ukdedir oyunculuk
Sanat için kendi çapında çırpınır
Ya bir yazar ( iki üç bir şeyler karalamıştır )
Ya bir yönetmen ( oynayamadığı için bu işe soyunmuştur )
Ya bir eleştirmendir artık ( kıt görüşleriyle ortalıkta dolaşır.)
Oyuncu cevap vermez
Bir kabulleniş değil, edep meselesidir bu.
Ve oyuncu vazgeçmez
Yüreğiyle görür gerçekleri, aklıyla biçimlendirir, bedeniyle dillendirir.
Sahne ışıkları altında, en güzel dostlarıyla ' Sahne Perileri ' yle gezinir.
Kim ne derse desin hakkında, ona vız gelir
Oyuncu dert etmez, etse de öyle görünmez.





8 Nisan 2013 Pazartesi

SÖZLER

Söylenecek ne çok söz vardır da doğru sözcüğü seçip söyleyemeyiz.
Söylenmeyecek ne çok söz vardır da kayıverir dilimizin ucuna, tutamayız dökülüverir dudaklarımıza söyleyiveririz.
Bazen bir durmalı insan, bir düşünmeli, ölçüp tartabilmeli oysa...
Akıl yetmediğinden değil, edep bilmediğinden konuşur çoğu insan.
Bir diğerini kasıtlı kırar sözcükleriyle çoğu zaman.
Açık yaralar vardır yüreklerde hala.
Belki de acıyla büyümüşlüğün acısını çıkarır bir diğerinden.
Üstün değildir ama süslü sözleriyle yer edinmeye çalışır, üste çıkar.
Sadece bu gelir elinden, dilinden.
Kötülükle beslenen yüreğini kusar.
Halbuki bir görebilse, sevginin yolu iyilikten geçer
Bir bilebilse sevgi herşeyi güzellikle besler
Bir anlayabilse sevgi tüm karanlığı siler.
Söylenecek ne çok söz vardır da doğru sözcüğü bilhassa seçmeyiz.
Kendi karanlığına hapsolmuş onca insandan biri oluveririz.